15 Haziran 2014 Pazar

Başlık Maşlık Yok


E alışmaya başladıkça veya sıkıldıkça bu gecikmeleri yaşayacağımızı biliyorduk. Tabi bir de takip edilme oranım düştükçe benim de yazasım gelmiyor:)

Günah çıkartma işlemimi tamamlamam gerekirdi, hoş görün...

Yukarıdakilerin hepsi ya da hiçbiri... Bilmiyorum ama bence en önemlisi yaşanan her şeyin tekrarlanmaya başlaması ile ilgili gibi geliyor bana. Gidilen mekanlar, yapılan aktiviteler tekrarlayacağı için sizleri de çok sıkmak istemiyorum. Keza tespitlerimde de çok değişiklik yok:) Tamam çok uzattım, başlıyorum.

Yine anlatmaya geçen hafta Çarşamba gününden başlayacağım. Tabii ki önce geleneksel yemeğimi yedim; yani Tavuk Kanat! Sonra bir arkadaşın tavsiyesiyle başka bir Meet Up'a uğradım. Oradakileri de alıp bizim Meet Up'a gittik:) Bu sefer iyice sıkıcı geçen bir "Language Exchange" geçirdim. Bunun en büyük nedeni "benim" biliyorum. Artık veya sadece geçen hafta için, bilemiyorum, biraz yorulduğumu hissettim. Sürekli enerjik ve gülmek zorunda kalmak bazen sıkabiliyor. Neyse hala vaz geçmedim ama. En büyük eğlencem burası;)

Bu hafta arada bir güneş gördüğümüz için mutluydum. Kafası karışık olan havaya insanlar da katılınca, delilere her gün bayram havası var. Arada bir çimlendik, o da iyi geldi:) Deniz, kum, güneş olayını geçiyorum çünkü şunu düşünüyorum; zaten ben Türkiye'ye döndüğümde hepsini sizden daha fazla yapacağım... O yüzden bin adım önde olmanızın hiçbir anlamı yok benim için:) Desem de inanmayın ama tek tesellim bu... İnsanların denizsiz nasıl yaşadığını gerçekten anlamıyorum. Zorunluluktan yaşayabilirsin, anlarım ama isteyerek olmaz. (Yine büyük konuştuğuma göre yakında dört tarafı kara kaplı bir yerde yaşamaya başlayacağım - İmza: Tükürdüğüyle yaşayan Ezgi) Neyse dediğim gibi şimdilik güzellikleri görerek yaşamaya çalışıyorum, bu da henüz sıkmadı - mı? Yarından itibaren güneşli bir hava bekliyormuş bizi... Çok heyecanlı... Beş gün üst üste güneş görür müyüz dersiniz? Göreceğiz... Bildireceğim...

Perşembe gününe gelirsek... İşte o gün güneşli bir gündü. Piccadilly Garden'da bu sefer geniş banklara yayıldık. Bir de Türk arkadaşlarımızdan biri ertesi gün gideceği için küçük bir uğurlama buluşmasıydı da diyebiliriz. Fulya'nın bir sene sonunda dönecek olmasının mutluluğu ve huzuru yüzünden okunuyordu:) E tabi anlaşılır. Onu büyük kıskançlıkla gönderdik. Şansına güzel bir hava da vardı, o yüzden çimlerden sonra bir Pub'a yöneldik... Benim beynim hata veriyordu o ayrı... Sayımızın azalıyor olması beni üzüyor ama bir yandan da azat edildikleri için de seviniyorum:) Şu an kendisi Fethiye semalarında bir yat üzerinde sanırım:)) İstanbul'da bir rakı masası için sözleştik ama...





Ve Perşembe akşamı yine İstanbul'la buluşma gerçekleştirip, bu sefer Nilay'ın yanına gittim:)
Ne güzel geldi be! İstanbul'a geldiğimde Taksim'de evim olacakmış onu da öğrendim:) Koca kız olduk artık Taksim maksim yok:P



Cuma gecesi garip başladı... Daha doğrusu garip yanlış anlaşılmalarla... İspanya maçı izleyeceğiz diye çıktığımız yola, Efes Pub'da devam ettik. Garip dememin nedeni ise şu; ben maça kadar ne yapalım sorusuna; madem öyle, konuşmuştuk da, Türk masası yapalım, bir saat bize yeter dedim. Meğersem maç başlamış ve biz gitmeyi istememişiz gibi olmuş. Gerçi onların da çok taktığını sanmıyorum; bir de İspanya sağlam yenilince:( Sonuçta gerçekten tipik bir Türk akşamı yaşadık. Ben çok eğlendim ve bana o kısa süre bile yetti.

İşte aslında yaptıklarımın hepsi bu:) Cumartesi ve Pazar'ı evde geçirme kararını baştan almıştım ve şu an bunu gerçekleştirmiş olmanın gururuyla karşınızdayım. İlk başta zorlandım ama oldu:) Bir ton film izledim, bir ton düşündüm, bir ton yedim, içtim:)  Sonuç olarak güzel bir arınma oldu benim için.

Tabii ki bugün Babalar Günü - daha doğrusu dün... Babacığımla Skype'da konuştuk. Kapatmadan önce en son kurduğu cümle şuydu "Hadi Ezgi, kapatalım ben konuşacak bir şey bulamıyorum" :)  Anne ve baba farkı bu olsa gerek. Babalar için, çocuğunun iyi olduğunu görmek yetiyor:) Canımın babalar günü buradan da kutlu olsun.




Canım abimin de 9 Haziran doğum günüydü ama çok uzun konuşamadık maalesef. O yüzden kanıtım yok ama onun da buradan doğum gününü kutlamazsam olmaz:) Sanki telefon bağlantısı ile Türkiye'ye sesleniyorum... Ama olsun!

Ece Kantürk'ün bana yaptığı nispeti de buraya ekliyorum. Kendisi takipçimiz değil ama buradan onu anmazsak olmaz... Acımasızzzzzz ;)



Tabi ben nasıl hayatımı devam ettiriyorum bu ara, onu da yazmalıyım? Bol bol tatil, deniz, kum, güneş planları yaparak... Hepiniz o fotoğrafları Instagram'a koyacaksınız ama öcümü feci alacağım. Öğle sıcağında, yemek arası vermişken siz, ben sıcak kumlara ayağımı gömeceğim!!! Midye, bira, cips, mısır, kısır ne varsa:) "To do list" dolmaya başladı bile!

Hadi öptüm sizi,

Çok eğlenin, ya da normal eğlenin, yokluğumu hissederek yani;)


3 yorum:

  1. Kıskanç hebelek. Bense orda olmak isterdim. Hem bana tatil falan yok, bütün yaz görüp görebileceğim bol iş ve yeterliliğe hazırlanmak dışında en fazla boğaziçi havuz olabilir. Deniz kum güneş mehtap ah nerdesiniz? Dayıma çok güldüm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oradan konuşmak kolay anacım;) Denizsiz zor yaşadın, üstüne güneşsizliği de ekleyince görürüm:) Güneş enerjisiyle çalışıyorum yapım böyle ne yapabilirim:( İyiyim iyiyim ya yanlış anlaşılacak;)

      Sil