Başlıktan da anlaşıldığı üzere bugün yine tatildi...
Şimdi tatil güzel anladık ama daha yorulmadan da olmaz ki...
Bizdeki tatil anlayışına da benzemiyor bunlarınki... Her yer kapalı...
Halbuki bizdeki mantıkla mekanlar daha fazla kazandığı için açık olmalı... Buradaysa herkesin tatil hakkı var.
Ayrıca tartışırız...
Bugünler benim için biraz zor geçiyor. Tam da söylendiği gibi, kendini yabancı hissetme hali başladı.
Evet birçok kişiye göre keyifli vakit geçiriyorum ama bendeki genel huzursuzluk halini düşünürsek, bir de buna yağmuru - bulutu katarsak biraz zorlanıyorum.
Özellikle yeni taşındığım ev, mükemmel hatta birçoğumuzun hayalindeki ev olabilir. Ancak o kadar sessiz ki...Kızlar sürekli ders çalışıyorlar, o yüzden nefes alıp vermek bile duyuluyormuş gibi geliyor insana...
Nerede kalmıştık... Pazar günü standart olarak ev alışverişi ve dışarıda yapılan kısa bir gezintiyle son buldu diyebilirim. Aslında önce Cumartesi akşamına gelmek lazım. Akşam saat 9.30'da aldığım dışarı çıkma kararının ne kadar öğretici olduğundan bahsetmeliyim. Çünkü artık şehir merkezinden uzakta ve otobüslerle baş başa olduğumu anlama zamanı gelmişti. Otobüs durağım böyle:) Küçük beyaz bir tabela var ya, işte o- koca caddede kimsenin olmadığına dikkatinizi çekerim, öğleden sonra bir de -
Neyse, gece saat 10.00'da arkadaşlarımın yanına vardığımda son otobüsün 11.30 gibi olduğunu öğrendim. Çok yorgun olduğum için daha fazla kalmaya da niyetim yoktu. Bu arada yeni kişilerle kısa da olsa tanışmış oldum. Talia yeni kankam;) Herkesle bir ton plan yapıyoruz ama bakalım ne olacak?
Otobüse binme maceram ise 10 Pound taksi parasıyla son buldu; e madem taksiye bineceksin niye erken kalktın? İşte beyin bozumu buna denir... Akılsız başın cezasını cüzdan çekermiş... Babamın dediği gibi "deneyimlerim biraz pahalı" :)
Pazar günü de bir nevi psişik olarak geçti:) Tabi peynir - zeytin ve yumurtalı ilk kahvaltımı da yaptım. Hatta zeytinyağım bile var. Bu güzel detaydan sonra, bahsettiğim ev alışverişi, yine merkeze kısa bir seyahat, ve kahve / yemek buluşmasıyla sonlandı. Tabi eve gelip, yeni aldığım bira (Foster) ve patlaşmış mısır keyfinde, patlamış mısırın tatlı çıkarak yine bir hayalimin sonlandığının altını çizmeliyim. Ben ne biliyim patlamış mısırın üzerindeki detayı okumam gerektiğini! - Tamam kocaman yazıyor olabillir - Çöpe atılan deneysel ürünlerden biri daha oldu! Bir de kabak çekirdeği aldım, henüz yemedim - üzerinde de ilginç bir şey yazmıyor ama bakalım...
Bugünse Salford'a gitme planıyla başlayıp bir sebepten yine şehir merkezinde sonlandı. Amstel bira - mis gibi pizzayla keyfim nispeten yerine geldi diyebilirim.
Çok fazla fotoğraf yok bu sefer... Bir sürü çektik ama istediğim gibi olmadı. Söz bir dahaki sefere sizi bu kadar sıkmayacağım. Yeni öneriler de alıyorum, onları da geliştireceğim...
Bu gece eve gelirken, hayalimdeki evin fotoğrafını çektim. Tek ışıklı ev bu olduğu için ilgimi çekmiş olabilir ama önünden geçerken yaşlı bir teyzenin kitap okuduğunu görmek bana huzur veriyor ne yapabilirim ki? (Çekerken korkmadım değil, o kadar ıssız ki burası! Bildiğim tüm korku filmi sahneleri gözümün önünden geçti)
Şimdi eve geldim ve uyuma zamanı yaklaştı.
Yarın saat 6'da kalkmalıyım... Buradan şehre inmek nasıl olacak göreceğiz...
Evet keyfim iyi temelde, klasik bocalamaları yaşıyorum düşüncesiyle panik yapmıyorum.
Fotoğraflamak istediğim çok şey var aslında... Buradaki gece hayatı özellikle, ama bir türlü turist moduna geçemedim. Daha 3,5 Ay var...
Hadi kendinize iyi bakın...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder