Geldim, geldim :)
Resmen İstanbul'a geldiğim o ilk yıllara döndüm diyebilirim. Şimdi sakinim, başına oturabildim yazmanın.
1 Mayıs depresifliğinden sonra modum öyle bir devam etti aslında.
Sanki biraz verimsiz geçiyormuş gibi ama bir yandan da çok az zaman geçti, alışmak için zaman var diyorum.
Bakalım, hep birlikte göreceğiz.
2 Mayıs da tamamen kasvetli bir gündü benim için.
Evet gezdim, dolaştım (ki bolca fotoğraf koyacağım)
Ama huzursuz, kimsenin bir şey yapmak istemediği bir gündü.
Aslında herkesin Cumartesi günü bir ev değiştirme problemi olduğu için bu durumdaydık sanırım.
İlk olarak Topkapı Restaurant diye bir Türk yemeği yapan mekanı görmek istedik; bu arada İngiltere'ye geldiğimden beri doymamıştım onu söyleyeyim, ama yine de mekan pek iç açıcı olmadığı için el sallamakla yetindik.
Alın size Lincoln:) Ne alaka bilmiyorum, gördüm çektim işte...
Benim Fenerbahçe'deki kurbağalı dereyi hatırlattı. Burası da bildiğiniz pis:)
Bu turumuzu ayıp olmasın diye güzel bir Bar'da kapattık. Müzik çok güzeldi.
Aşağıdaki fotoğrafta beni gördünüz mü:)
Mekanlar ilginç. Cuma gecesi diye herkes içkinin dibine vuruyor ve kadınların birçoğu normal bir mekana gelirken bile en seksi gece kıyafetleri ile çıkıyorlar. Nasıl bir hafta geçiriyorlarsa artık:) Erkekleri bilemem ama ben kanıksadım:) Neredeyse her zaman üzerimde gördüğünüz kabanla geziyorum ama birçok kadın / erkek kısa kollu, askılı, mini etekli şortlu vs... Nerede sorun var anlamadım henüz:) Bu mekanda biraz oturduktan sonra herkes evini toplamak ve ertesi gün taşınmak için odasının yolunu tuttu. Birçok nedeni var ama kasvetliydi diyebilirim. En güzel yanı ertesi gün "Student Castle"dan taşınıyor olmamdı... Evdeki temizlik, toparlanma tantanasından sonra yalnızca uyumak ve bir günü daha bitirmek istiyordum...
Neyse ki güneşli bir sabaha uyandım...
Vee yeni evime taşınma anı gelip çatmıştı...
Bu odamın camından gördüğüm manzara. İkinci katı istedim. Sokakta yalnızca kuş sesleri var...
Nefes almaya bile çekiniyorum şu an diyebilirim:)
Bu ise bulunduğum sokağın fotoğrafı... Sims City gibi:)
Tabi gelelim fasulyenin faydalarına... Tabi evde temizlik, yiyecek, içecek gibi şeyler namına hiçbir şey olmadığı için alışveriş başlasın! Çünkü hala açtım... Yani 2 haftadır:) Bu alışveriş için taaa merkeze gittim. İnsanlar bu durumdaydı:
"1 Poundçu" dan bir sürü şey, ayrıca soğan, patatesi yüklendim ve küfrederek geri geldim:) Yok yok yıkılmadım hala:) Eve gelir gelmezse, ilk yemeğimi yaptım!! İşte budur!
Elimizdekiler bunlardı maalesef:)
Şimdi karnım tok, sırtım pek...
Bu mekana alışmaya çalışıyorum. Ne kadar zor olabilir ki?
Şimdi odamı toparladım, belki biraz hava alma zamanı diyebilirim.
Bakalım yarın bizi neler bekliyor... Ama biraz enerji gerekiyor sanırım...
Sanırım ruhsuz bir yazı oldu bugünkü, olabilir... mi? olabilir:)
İyi hafta sonları herkese...
Her zamanki gibi "çok gezmeyin! :)"
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)


Aç kaldın maninom ya ah ah, acil bir Türk marketi bul sen:)
YanıtlaSil