1 Temmuz 2014 Salı

Öğreti - 1


Ya benim bir "blog"um vardı, onu hatırladım bugün:) 

Hep esas amacım diye yazıyorum ama asıl "esas" amaç aşağıdakiler

Bir de Atatürk Havaalanı'ndan  alınacak ilk kitap "Hakan Bıçakçı / Doğa Tarihi"
Yazımızla alakalı diye düşünüyorum, yani bundan sonra işleyeceğim konularla :)

Bugün fotoğraf falan yok, zaten sırf o yüzden yazasım gelmiyor çünkü fotoğraf çekemiyorum, unutuyorum...
Bir de çektiğimde illa güzel çıkmış olmam lazım falan...: P Uzatmıyorum, tamam...

Bu ülkeye gelme sebeplerimle haşır neşirim şu an... Bir de olduğum noktayla tabi..
Bence buraya yazmaya başlamamın temel sebebi, bir Ezgi'nin her şeyi - kısmen - bırakıp neler yapabileceğini hep birlikte görmemizdi. Çok özür dilerim çok şey değişmedi hayatımda:) 

Tamam şaka yapıyorum yine...

Değişen tabii ki çok şey oldu ama değişmeyen tek şey "algım"...

Şu yeni popülerleşen kavram "plaza kadın" ı olmadığımı zaten biliyorduk... Bunu onaylattım İngiltere'de..
Sonra insanın kendi korkuları yüzünden ertelediği ve değiştiremeyeceği sandığı şeyler değişebiliyormuş, onu da öğrendim. Mesela, ben buraya gelmeyi yıllardır istiyorum sanıyordum.. Gelmeme nedenlerimin sorumlularını da hep başkaları olarak düşündüm. Hayır canlarım, o da benmişim. Buraya gelme nedenlerimin içinde de sadece ben varmışım, bugüne kadar gelmemiş olmamamın da nedeni sadece "kendim"mişim. Karışık bir denklem gibi görünse de.... (ÖNEMLİ NOKTA: Asla "istedim ve yaptım" deliliğinde değil.) Sadece insan bir noktada "gerçekten" istiyor ve önceden zorlamadığı veya engel olarak düşündüğü şeyleri zorlamak için harekete geçiyor ve eğer her şey ortalamanın üzerinde yolunda gidiyorsa, gerçekleştiriyor. Yani gerçekten istiyorsan,  o istek seni "sadece" şartları zorlamaya itiyor ve o şartlar gerçekleşiyorsa da yol alabiliyorsun. Evet bu yazı tamamen bir kişisel gelişim zekaSIZlığına gidiyor farkındayım. Özetle, şartları zorlamaya gitmiyorsanız - istemiyorsunuzdur:)

Kafanız karışık ve istediğiniz şeyler çoksa - hangisini seçeceğinize karar veremiyorsanız; hepsini deneyin:) Deneyemediğiniz şıklarsa zaten elenmesi gereken şıklardır. 

Evet, geldim, gördüm, görüyorum, bitiyor... Hayalimin üzerinde geçiyor diyebilirim... Eve kapanmak ve SimCity gibi evimin tadını çıkarmak benden beklenendi belki; ama arada can çekişmeme rağmen özellikle etrafımı dinleyince anlıyorum, algılıyorum. Mesela sokakta oynayan çocukların birbirlerine bağırışlarını, seslenişlerini, kavgalarını duyuyorum.... Tonlamalar benim ülkemle aynı ama dil farklı... Başka bir ülkedeyim dedirten sesler... Beni kendime getiren ve ilk uçağa binmemi engelleyen, sürekli öğrendiğim bir yerdeyim...Delilerle aramın iyi olduğunu hepiniz biliyorsunuzdur - gerçek anlamda... Otobüste, sokakta, caddede ilk yanaşacakları kişi ben olurum:) Burada deliler deli olduklarını kabul etmiş (Benim bir tezim de herkes deli burada - şşşşt)  ve hep birlikte gül gibi geçinip gidiyoruz.  En azından ben ilgi çekmiyorum :)

Asıl Ezgi : Aslında uyusam ben fena olmaz
Deli Ezgi: Tamam ya, hadi bir biranı daha içeyim
Asıl Ezgi: Şey, uyuma vaktim geldi de...
Deli Ezgi: Tamam, hadi bir biranı daha içerim.

Gibi, deli muhbbetleri genelinde...

Sadece algımın normalden açık olması bile zamanı değerlendirmeye itiyor beni...

Neyse canlarım... Bundan sonraki yazılar genelde böyle geçecek, şimdilik giriş yapıp sizleri hazırlamak istedim. Giden gitsin, kalan sağlar bizimdir

Ama bence en keyifli kısımlar da Türkiye'ye döndüğümde cesaret ettiğim şeyler olacak... "Arkası yıllar sonra" yani:)

Heyecan yaratalım ve uyuyalım...

Türkiye'de saat gece 02.10...

O yüzden iyi uykular...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder