7 Temmuz 2014 Pazartesi

Öğreti - 2


Şimdi ciddi şeyler bekleniyor benden ama sona yaklaştıkça ben iyice algılamaya başladım... Yani "Öğreti - 2" yok:)

Hayat ne getiriyorsa yaşamayı tercih etmek biraz sancılı ama keyifli...
Yani her şey karmakarışık durumdayken, ertesi gün gelen bir haberle küçük de olsa bir düğümün çözülme ihtimalini bilmek bile insana iyi geliyor; ya da benim "tür"üme iyi geliyor...

Ne dedik hep "Su akar yolunu bulur", bir diğer deyişle " Hayat güzel, kuşlar uçuyor"

Bugüne kadar bin bir analitik planla yaşamış olan ben, sadece anı yaşayan bene dönüşme sancısıyla boğuşuyor. İki uç da ben değilim onu anladım ama... En küçük kararları bile ana bırakmak da sağlıklı değil sanırım:)

Biliyorum bazen çok arabesk olabiliyorum ama bu da işin en güzel tarafı...

Bu hafta yoğun bir hafta olacak...

Geçen hafta bir ton güzel habere eş kötü haberler aldım... Sonuç nötr...
Geriye dönüp son 3 aya baktığımda, İngiltere'de istediğim her şeyi yapıp, tüm günahlarımı da çıkarttım
Sonuç olarak içim rahat, gözüm biraz arkada kalarak geri döneceğim.

İşte her şey nasıl Manchester'a geldiğim ilk gün başladıysa, yine, yeniden bir başlangıca burnumu sokacağım.
Bu yeni başlangıçlar benim için fazla heyecan verici, o ayrı:) Ama bu süreçte yeni başlangıçlar olmadan yapamıyorum sanırım.

Şimdi yapılacak en güzel şeyse son kez yani ilk geldiğim günlerdeki gibi buranın tadını çıkarmak...
Burada karşıma çıkan güzel insanları, bugüne kadar karşıma çıkmış güzel insanlarla birleştirince çok güzel bir hayat beni bekliyor olacak umuduyla uykusuz kalıyorum. Tamam mutlu olunca her şeyin darmadağın olduğuna eminiz, o yüzden ayaklarım yere basmaya devam edecek - maalesef mi demeliyim? - . Ne de olsa hayat, bir şekilde huzursuz olmayı öğretmiş bize, ya da benim gibilere diyelim yine :) İşte belki öğreti - 2 denebilecek şeyse kendini sevmek... Hep bildiğim ama burada hayata geçirdiğim diğer şeyse kendini sevmek... Tüm huzursuz, tedirgin halimi de sevmeyi öğrendim.

Evet, bir kişisel gelişim zevzekliğinin daha sonuna geldik, kör topal...

Söz bu hafta fotoğraflarla geleceğim.
Son günlerim olması sebebiyle düzenlediğimiz bin bir değişik organizasyonu sizlere sunacağım.
Ama biraz birikmesi lazım...

Kendinize iyi bakın, ben de bakıyorum:)





1 Temmuz 2014 Salı

Öğreti - 1


Ya benim bir "blog"um vardı, onu hatırladım bugün:) 

Hep esas amacım diye yazıyorum ama asıl "esas" amaç aşağıdakiler

Bir de Atatürk Havaalanı'ndan  alınacak ilk kitap "Hakan Bıçakçı / Doğa Tarihi"
Yazımızla alakalı diye düşünüyorum, yani bundan sonra işleyeceğim konularla :)

Bugün fotoğraf falan yok, zaten sırf o yüzden yazasım gelmiyor çünkü fotoğraf çekemiyorum, unutuyorum...
Bir de çektiğimde illa güzel çıkmış olmam lazım falan...: P Uzatmıyorum, tamam...

Bu ülkeye gelme sebeplerimle haşır neşirim şu an... Bir de olduğum noktayla tabi..
Bence buraya yazmaya başlamamın temel sebebi, bir Ezgi'nin her şeyi - kısmen - bırakıp neler yapabileceğini hep birlikte görmemizdi. Çok özür dilerim çok şey değişmedi hayatımda:) 

Tamam şaka yapıyorum yine...

Değişen tabii ki çok şey oldu ama değişmeyen tek şey "algım"...

Şu yeni popülerleşen kavram "plaza kadın" ı olmadığımı zaten biliyorduk... Bunu onaylattım İngiltere'de..
Sonra insanın kendi korkuları yüzünden ertelediği ve değiştiremeyeceği sandığı şeyler değişebiliyormuş, onu da öğrendim. Mesela, ben buraya gelmeyi yıllardır istiyorum sanıyordum.. Gelmeme nedenlerimin sorumlularını da hep başkaları olarak düşündüm. Hayır canlarım, o da benmişim. Buraya gelme nedenlerimin içinde de sadece ben varmışım, bugüne kadar gelmemiş olmamamın da nedeni sadece "kendim"mişim. Karışık bir denklem gibi görünse de.... (ÖNEMLİ NOKTA: Asla "istedim ve yaptım" deliliğinde değil.) Sadece insan bir noktada "gerçekten" istiyor ve önceden zorlamadığı veya engel olarak düşündüğü şeyleri zorlamak için harekete geçiyor ve eğer her şey ortalamanın üzerinde yolunda gidiyorsa, gerçekleştiriyor. Yani gerçekten istiyorsan,  o istek seni "sadece" şartları zorlamaya itiyor ve o şartlar gerçekleşiyorsa da yol alabiliyorsun. Evet bu yazı tamamen bir kişisel gelişim zekaSIZlığına gidiyor farkındayım. Özetle, şartları zorlamaya gitmiyorsanız - istemiyorsunuzdur:)

Kafanız karışık ve istediğiniz şeyler çoksa - hangisini seçeceğinize karar veremiyorsanız; hepsini deneyin:) Deneyemediğiniz şıklarsa zaten elenmesi gereken şıklardır. 

Evet, geldim, gördüm, görüyorum, bitiyor... Hayalimin üzerinde geçiyor diyebilirim... Eve kapanmak ve SimCity gibi evimin tadını çıkarmak benden beklenendi belki; ama arada can çekişmeme rağmen özellikle etrafımı dinleyince anlıyorum, algılıyorum. Mesela sokakta oynayan çocukların birbirlerine bağırışlarını, seslenişlerini, kavgalarını duyuyorum.... Tonlamalar benim ülkemle aynı ama dil farklı... Başka bir ülkedeyim dedirten sesler... Beni kendime getiren ve ilk uçağa binmemi engelleyen, sürekli öğrendiğim bir yerdeyim...Delilerle aramın iyi olduğunu hepiniz biliyorsunuzdur - gerçek anlamda... Otobüste, sokakta, caddede ilk yanaşacakları kişi ben olurum:) Burada deliler deli olduklarını kabul etmiş (Benim bir tezim de herkes deli burada - şşşşt)  ve hep birlikte gül gibi geçinip gidiyoruz.  En azından ben ilgi çekmiyorum :)

Asıl Ezgi : Aslında uyusam ben fena olmaz
Deli Ezgi: Tamam ya, hadi bir biranı daha içeyim
Asıl Ezgi: Şey, uyuma vaktim geldi de...
Deli Ezgi: Tamam, hadi bir biranı daha içerim.

Gibi, deli muhbbetleri genelinde...

Sadece algımın normalden açık olması bile zamanı değerlendirmeye itiyor beni...

Neyse canlarım... Bundan sonraki yazılar genelde böyle geçecek, şimdilik giriş yapıp sizleri hazırlamak istedim. Giden gitsin, kalan sağlar bizimdir

Ama bence en keyifli kısımlar da Türkiye'ye döndüğümde cesaret ettiğim şeyler olacak... "Arkası yıllar sonra" yani:)

Heyecan yaratalım ve uyuyalım...

Türkiye'de saat gece 02.10...

O yüzden iyi uykular...