Yeni haberler için biraz beklettim farkındayım...
Ama nasıl olduğumu ne siz bana sorun ne de ben anlatayım... Desem de anlatacağım tabi...Amacım bu :)
Öncelikle yeni favori şarkım Türkiye'den:) Ben gizlice dinliyorum günde bir kaç öğün.
https://www.youtube.com/watch?v=_xM8zI8NvMA
Belki yağmurun 1,5 haftadır durmamasından ileri gelen çökme haliyle hareket etmeye çalışıyorum. Resmen kendimi bir şeyler yapmaya zorluyorum. Ama bu tür şeyler de gerçekten kendimi tanımamı sağlıyor. Başkalarının senin önüne koyduğu hedefleri mutluluk sanıp, deli gibi peşinden koşmaya çalışmaktan bahsediyorum tanımak derken. Bir de öğrendim ki, öyle Benjamin Button gibi yaşıyorum hikayesi de boşmuş. Her şeyin her insana göre belli bir zamanı varmış. Ben de bunları kendi zamanıma göre yaşıyorum yani, abartmaya fazla da gerek yokmuş. Ben bunu öğrendim, birçok şey benim hedefim değilmiş, ben hırslarla yaşayamıyormuşum, sadece kaybetme korkusuyla her şeyi iyi yapmaya çalışıyormuşum:) Çünkü bunları zamanında o kadar yapmışım ve güzel sıfatlar yakıştırılsın bana diye o kadar uğraşmışım ki... Ama bunların hiç biri ben değilim, yani ben, tanıdığınız benim aslında. Çok değerli;) Yeri geldiğinde buzlar kraliçesi;) Büyük oyunlarda kaybetmek - kazanmak yerine mücadeleye girmemeyi tercih eden;) Off oldukça ağır oldu:)
Bu saatte böyle...Hallederiz şimdi:)
Bunları düşünmeme ne sebep oldu derseniz... Ben burada çok şey öğreniyor ve deneyimliyorum ama zaten var olan hayatımı küçük rötuşlarla istediğim hayata çevirebilirmişim...Küçük mücadelelerle... Değiştirmek istediğim bazı şeyler içinse -itiraf edelim - geç kalmışım... Yaş krizine girdiğimi söylüyor herkes ama arkadaşlar 30 yaşındayım, yani 35 yolun yarısı...Neyse geç olsun güç olmasın diye kendimi kandırabilirim. Yani ağır geliyor, zor nefes alıyorum bazen...Uzun süredir kendimi bu kadar çok tanıtmaya - anlatmaya çalışmamıştım. Düşünün, bir de ben! Ne kadar yorucu - eveeeet keyifli bazen - ve ağır olduğunu anlatamam.
Neyse oldukça uzattım ve biraz akılları da karıştırdım galiba:)
Tüm bunların alt metninde yatan ise "ben iyiyim"... "İyi ki buradayım" ... Ama biterse sevinirim:)
Şimdi neler yaptığımıza yani asıl amacımıza gelelim...
Bir gecem - ki o gece bir ton müzik paylaştım, biliyorsunuz - evde geçti, tabi azıcık depresif;)
Yanıma Nazan Önceli'i aldım
Korkmayın sakın;)
Perşembe günü ise Anna'yla gerçekleşen büyük buluşmamız vardı. Anna İspanyol... Language Exchange'de tanıştık ama ayrıca buluşmaya da başladık hayırlısıyla:) İnanılmaz "kafa" bir kız. Onun ilk defa tamamen boş günüydü o yüzden hep beraber toplandık. Bir canlı müzik mekanı keşfettik; jazz mı - lounge mı çalıyorlar diye kararsız kaldığımız için yorum yapamayacağım ama çok güzel bir mekandı:) Sonrasında karaoke yapmaya karar verdik. Fakat 120 Pound olduğunu duyan biz gençler, soluğu mütevazı bir barda aldık. Geceden bir fotoğraf aşağıdadır. Anna'nın hangisi olduğu anlaşılıyor sanırım:) En sağda ise Carmen var ama fotoğrafta çıkmamış maalesef. Anna'nın yanındaki Onur, diğer iki arkadaşın maalesef isimlerini hatırlamıyorum ama Anna'nın çalıştığı İspanyol mekanından iş arkadaşlarıymış.
Cuma gecesi de benim için çok keyifli geçti. Nihayet HardRock Cafe'ye gidebildim. Ve gerçekten de hayal ettiğim gibiydi. Beyoğlu Hayal Kahvesi için " keşke biraz daha ferah bir mekan olsa" diye aklımdan geçiriyordum... İşte tam öyle bir mekan. Canlı müzik vardı ve fiyatlar çok uygundu. Hatta yemek bile yedik artist artist:) En güzeli ise şarkılara eşlik edebiliyorsun ve canlı müzik için ayrı bir para vermiyorsun. Bir de mekan biraz daha "mature" kişilerle dolu:) O yüzden eğlence de kararında:) Ne demekse...
Tabii ki Cumartesi evde baygınlıkla geçti...
Pazar günü ise Barbeque! Türk arkadaşlardan birinin evine gittik, eşi İngiliz... Ve yine çok mutlu oldum çünkü Moe inanılmaz cana yakındı. 7 haftadır buradayım ilk defa cana yakın bir İngiliz ile tanıştım desem???
Hemen beni önümüzdeki hafta kutlayacağı doğum günü partisine davet etti! Ve ne zaman istersen atla yanıma gel dedi! Bu gerçekten inanılmaz! Fotoğraf çektim o günden ama pek bir şeye benzemiyor:( Ama bize hazırladığı tabağı gösterebilirim:)
Doğum günü partisine gidersem onu da çekeceğim... Sadece hatunlar girebilirmiş partiye:) İşte bu en keyifli tarafı olacak...
31 Mayıs benim hayatımda çok önemli bir tarih biliyorsunuz çoğunuz. Bir sürü önemli anı var o günle ilgili. Bunlardan biri ise Ececiğimin ve ilk göz ağrımız Mete - Gülbinimin bebeğinin doğum günüydü... (Tabi Gezi olayı da bu tarihi kapsıyor ama o konuya girmiyorum.) Canlarım 1 Haziran'da beraber kutlamışlar doğum günlerini... Yoktum ama bütün gün aklım onlardaydı:) Tabi fotoğrafları kaptım, biri aşağıda:)
Can bunlar caaaaan:) Tekrar iyi ki doğdunuz!!
Bu arada ev arkadaşım Nadia ile de fotoğrafımız taze ulaştı; onu da ekliyorum. En son tiyatroya gittiğimiz günden...
Haftanın özeti bu... Yeni plan sadece Londra... O da Temmuz sonu... Jübile yapacağım yani...
Daha çok fotoğrafla geleceğim, söz!





.jpg)
İyi ki oradasın :)
YanıtlaSil:) mi acaba:)
YanıtlaSil