20 Mayıs 2014 Salı

Su

Hadi bakalım yeni yazı oluşturalım...

Bir şekilde hayata devam ediyorsun işte... Hayatta kalmanın gereği belki de...

"Woven Hand" den  "Story and Pictures" dinliyorum...
Evde ölüm sessizliği olduğu için kulaklığı taktım ve nefes almaya çalışıyorum.

Evet, nefes almaya çalıştığım kesin. Manchester macerasını tanımlayan tek kelime bu olacak sanırım sonunda. Hem iyi hem de kötü anlamda. Uzun süre güneşi gördük burada, 4 gün sanırım... Emin olduğum tek şey; gerçekten benim güneşle çalıştığım. Güneş yok olduğu anda ben de tüm umutsuzlukları içimde toplamaya hazırım. Ama ne diyoruz; müzik ruhu temizlesin! Ve biz güneşli günlere dönelim!

Geçen hafta da pek bir şey yazmadım ama aslında çok ilginç olaylar yaşamadığımı da söyleyebilirim. İster istemez rutine biniyor sanırım. Bütün haftayı buranın kurallarına uyarak geçirdim diyebilirim. Özellikle bir geceyi, Greek Restoranı ve 3 klasik İngiliz mekanı gezerek geçirdim. Benim için dolu dolu bir gece oldu. Mekanları tanımak için güzeldi diyebilirim. Greek Restoranı'nda gelen mezelerle günüm zaten şenlenmişti, evet Uzo her zamanki gibi bir hayal kırıklığı olarak kalacak. Maalesef o gece fotoğraf çekmeyi atlamışım (Biraz da korkumdan diyebilirim - hırsızlık inanılmaz yaygın - ) O yüzden neler yediğimi ve ne tür mekanları gezdiğimi gösteremeyeceğim. Ama hangisi bizim, hangisi onların yemeği krizini elbette yaşadık! Ertesi gün ise Türk Kahvesi ve buldum! Ama bizim bildiğimizden falan değil - Sanırım Türkiye diye başka bir ülke daha var?? (Keşke olsa mı?) Tabi bir de Türk gecesi yaptık!




Tabi bu bahsettiğim gecenin ardından başıma bir şey gelmese şaşardım. Benim sadece 3 haftalık anahtarım, beni terk etme kararı alarak şehrin sokaklarına vurmuş kendini... Yani bu diyarda anahtarsız kaldım, hem de 3 kapılı evin tüm anahtarlarını kaybettim.Ve tabi "Honest" Ezgi - tüm detayları ev sahibine anlatarak, koca evin 3 kapısının anahtarlarını değiştirtirtmek durumunda kaldı. Bu değil de, bu durumun ne kadara mal olduğu önemli... Neyse o bana kalsın ama 1 gün evde, başımı ellerimin arasına alarak, yatağın üstünde geçirdim diyebilirim. Klasik hatun tribiyle " Bana mutlu olmak yaramıyor işte!" dedim... Bu olayı sindirdim çünkü Manchester güneşliydi! Cumartesi'yi depresyonda, Pazar gününü ise çimlerin üzerinde güneşlenerek geçirdim. Benim için nefes aldığım günlerden biriydi diyebilirim rahatlıkla...Keşke hiçbir şey düşünmeden ya da en azından mutlu anıları düşünerek geçirdiğimiz zamanları arttırabilsek... Bunun formülünü bilen varsa söylesin olur mu? Gerçi benle arkadaşsanız bu yazıyı okuyorsunuzdur, benim arkadaşımsanız da bu formülü bilme ihtimaliniz zor diye düşünüyorum.

Pazar gününden fotoğraflarım var...

 Güneş görmüş "Köylü"





(Refik Beyimizin İspanyol ev arkadaşları :)

Anyway:)

Aaaa tabi geçen Cuma bir de ikinci tiyatro deneyimimi yaşadım. Bu sefer biraz daha modern bir oyuna giderek, kendimizi tatmin ettik ve sanki biz gelişmişiz gibi yaparak sevindik:)

Bugün kahve içmek için Costa'da otururken aklımdan geçen bir soruya cevap ararken aşağıdaki arkadaşla karşılaştım. Bu bi işaret mi:) Ne olur işaret olsun!



Tabi Costa hikayesinde yanı başımda oturan iki kadının mülakatta olmasına ne dersiniz? İş yerimden okuyan olursa bilemeyeceğim ama dürüst biri olarak "özlemediğimi" içtenlikle söyleyebilirim. 



Size sincapların fotoğraflarını çekmek istiyorum ama çok hızlı hareket ediyorlar. Biraz bekleyeceğiz... Şehrin hiçbir köşesinde kedi görmediğimi söylememiştim değil mi? Parkta oturup yemek yerken bir eksiklik hissetmiyor değilim... Yemeğimi paylaşacak bir kedim bile yok:( Ama etraf çöp dolu! Yaklaşık 3 hafta önce taşındığımda gördüğüm bir muz kabuğu hala aynı yerde duruyor! Tabi evrim geçirdi, o ayrı! Avrupa'dayız!

Bu hafta sonu belki Liverpool semalarından size farklı bir şeyler sunabilirim.

Hayat devam ediyor, ben dengesiz bir şekilde her şeyin iyi olmasını hayal ediyorum.
Ayak sallamaya daha hızlı devam.... ;)
Bu yazının başlığı "Su" olsun istedim... 

"Devotchka" dinleyip, geceye devam edebiliriz. Yeni tavsiyem de bu olsun

Kendinize iyi bakın



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder