Normalde akşamları yazmayı daha çok seviyorum ama bu sefer öğle saatlerine kaldı. Ve şu an çok yorgun hissettiğim için neler yazacağımı ben de merak ediyorum.
Son yazdığımdan beri hep dışarıdayım aslında. Çok ilginç şeyler yaşamadım. Yine dışarı çıkıp, vakit geçirmeye çalışıyorum. Ya da dinlenmeye çalışırken, kafamı daha da yoruyorum diyebilirim. Çünkü zaman geçtikçe ve dönüşe biraz daha yaklaştıkça hem seviniyorum hem de strese giriyorum... Henüz buraya gelme amacım olan " ne yapmak istiyorum?" sorusunun cevabına ulaşamadım:) Umudum büyük...
Evet, Liverpool ile başlayalım. En ilginç olan gün buydu çünkü. Bir okul gezisi olarak katıldık ama yıkımdı diyebilirim. Yıkım olan Liverpool değil, hava durumu ve organizasyondu. Yapacak tek şeyse bu negatiflikleri düşünmeden tadını çıkartmaya çalışmaktı. Öncelikle Liverpool dediğimizde Beatles ilk akla gelen şey... Sokaklarda gezerken Beatles ile aynı sokaklarda gezmiş olmak, ilk çaldıkları sahneyi görmek inanılmaz bir duyguydu. Hava dediğim gibi berbattı, iç organlarıma kadar ıslandım ve üşüdüm. O yüzden Liverpool gezisinin tekrarlanması gerektiğine inancım büyük. Kafe ve barlar o kadar sıcak ve keyifliydi ki... Bir klasik olarak, yağmurlu bir havada, minik bir kafeye girip, içeride güzel müzikler dinleyerek huzurlu bir ortamı bulabiliyorsun. Kedi gibi uykun geliyor ve sen biranı yudumluyorsun. Bunları tabii ki kısıtlayarak yaşadım ama her şeye rağmen değerdi. Tabi bir de nehir gördük... Limanların olduğu bir nehir... Hatta martılar... Ama emin olun boğazın o havası yoktu. Ben hiçbir zaman İstanbul aşığı olmadım ama bundan sonra başka bir gözle bakmaya başladığımı söyleyebilirim. Ziyaret etmediğimiz milyonlarca mekanı geride bırakıp dönmek zorundaydık... Liverpool'un kızları meşhurmuş bir de:) Bunu sonradan öğrendim ama gerçekten de saat 16.00 itibariyle çoğunu en süslü halleriyle sarhoş ama aynı anda aklı başında olarak görebiliyorsunuz. Hepsini hafta içi takım elbiselerle ben hayal ettim ve oldu:) İnsan diyor ki, amma sıkılıyorlar hafta içi ki hafta sonu böyle çıldırıyorlar:) Yani kendi kendime iş hayatı burada da aynı diyorum, çaktırmayın;) Bahane çok...Tabi biraz fotoğraf eklemem gerekiyor; ilk defa çok fotoğraf çektim...
Tren yolculuğunun dayanılmaz hafifliği :)
Cavern Liverpool, Beatles'ın çaldığı ilk sahne... O kadar güzel ki.....
Tabii ki işin ticari tarafını unutmamamız lazım... Gözlüklere elim gitti almak için ama, almadım... Belki bir daha ki gidişimde...
Kendisi yeni erkek arkadaşım:)
Bahsettiğim Kafe'lerden birinde otururken, dışarıdaki yağmuru izlemek güzeldi...
Abbey Road'a yağmur yüzünden gidemedik ama gitmiş gibi yaptık...
İşin ticari boyutu yine... Ben de bir şeyler aldım elbet... Sürpriz...
Tabii suyu görmüş köylü pozlarımı da buraya eklemezsem olmaz. Aslında çimlerin üzerine oturup havayı koklasaydım belki daha da çok severdim burayı...
İngiltere'de meshur olan bir diğer şeyse neredeyse her şehirde dönme dolap olması. Biz de nasibimizi aldık. Korkmadım diyemem ama en azından binmedim dememek için korkuyu görmezden gelebildim
Liverpool hikayesi de şimdilik sonlanmıştır.
Özlem'i gönderdik Almanya'ya... Yani bir kişi azaldık diyebiliriz...
Onunla geçtiğimiz yerlerde çektiğim bazı karelerde aşağıda. Hardrock Cafe henüz gitmediğimiz ama merakla gitmeyi beklediğim bir yer... Diğer fotoğraf ise "Gay Village" dan... Akşamları oradan geçmeye maalesef henüz cesaret edemediğimiz için gündüz vakti çekilmiş fotoğrafı sunuyorum size. Manchester fena bir yer değil aslında, onu soğuk yapan bir şeyler olmasa... Çok güzel olacak...
Dün akşamsa yine bizim okulun düzenlediği "Boat Party" e gittim. Yine bir yıkımdı diyebilirim. Yaş ortalamasının çok küçük olması her şeyi etkiliyor... Yine de tadını çıkarmaya çalıştım. Bunun yolu ise bira içmekti. İçtiğim için de güzel geçti...
Bugün tabii ki ölü bir gün... Bu arada yine "Bank Holiday"... Neden olduğunu kimse bilmiyor - üzümünü ye bağını sorma hesabı... Yarın ise öğleden sonra dolu olmaya başlayacağım, amacım ise sabahları daha güzel değerlendirmek aslında... Akşam dışarı çıktığımda ise uyuyabilmek... Bakalım nasıl olacak. Manchester'a yeni gelmiş gibi olacaksın diyorlar... Who knows?
Çok sürükleyici bir yazı olmadı sanırım ama çok yorgunum... Şimdi İspanyol bir arkadaşıma söz verdim ve ondan haber bekliyorum, yani maalesef yine dışarı çıkmam gerekebilir...
Daha keyifli bir günde buluşmak dileğiyle:)
.jpg)



Bir kere daha Liverpool'a gidilirmiş cidden :)
YanıtlaSilHadi gelsene beraber gidelim??? Niye kimse gelmiyor:(
SilHayır sanki zorla sosyalleştiriyoruz hanfendiyi. Öyle bir anlatmış ki :)
YanıtlaSilHahaha... Ne alaka? Anna ile buluşma faslına diyorsun sanırım. Boat Party'ye gelseydin seni de görürdük..
SilAman ne güzel geziyorsun işte be :)
YanıtlaSil