28 Nisan 2014 Pazartesi

Bir Ezgi Klasiği: "Grip Olmak"

Bu sefer garip değil, griple haftaya başladık.
Zaten oldukça geç kalmıştım, bir gariplik olduğunu düşünüyordum ki rutinimi tamamlamış oldum.

O yüzden bu sabah biraz kötü uyandım; günüm ise güzel geçti.
Dün de yazmamıştım ama çok bir şey yapmadığım için...
Uyanıp evde takılmak vardı aklımda ama havanın güzel olmasını fırsat bilince arkadaşlarla şehir merkezinde buluşup bir şeyler yiyerek eve döndük. Klasik bir pazardı sonrası... 

Bugün 11.30'dan sonra kendimi "ütü" bulmaya adadım. Çünkü getirdiğim kıyafetlerin yarısından fazlasını giyemeyecek durumdaydım. Ve bu kaldığım yerde ne yapsan para vermek zorunda olduğun için de bir ütü almak daha kolay olacaktı. Bildiğim tek alışveriş merkezinde girdiğimde karşıma çıkan ilk mağazada ütü "5 Pound" du. Gerçekten keşke başka bir şey isteseymişim dedim.

Evet, yeni evimin, arkadaşlarımın hatta dönüşümün bile yalnızca güzel yanlarını düşünerek yaşamak insana gerçekten gerekiyormuş. Bence en az 5 yılda bir böyle bir şansımız olmalı. Yaş konusunda çok takıntılı olduğumu söylediler. Evet,çünkü en yaşlı benim ki; ben, arkadaş ortamlarında en genç olmaya alışmıştım. Mutfağı paylaştığım gençlerden biri genç değil bebekmiş. Kendisi 19 yaşında! Gerçekten benden 10 yaş küçüktürler dediğimde abarttığımı düşünmüştüm... Neyse, hissettiğin yaş önemlidir diyerek bu küçük ayrıntıları geçmek lazım ama bence yaşın da geçtiğini unutmamak lazım. Kafamda bazı şeyler oturmaya başladı bile desem yeridir.

Sonrasında saatlerce Cafe Nero sohbetleri yaptıktan sonra bir arkadaşımın doğum gününü kutlamak hem de bira içip keyif yapmak için, önceden gözümüze kestirdiğimiz "Old Monkey Pub" a oturduk. Tam da hayallerimdeki Pub. Beni bilen bilir, "Grey's Anatomy" izlediğim dönemlerde, dizideki Pub'a hayrandım. Herkes iş sonrasında uğrayarak en azından bir bira içip evine giderdi. İşte bu hayallerin aynısıydı. Veee Guinness biramı nihayet içtim. Farklı biralar da denedim ne yalan söyleyeyim. Evet hastayım azıcık ama çivi çiviyi de söker demiş atalarımız. Ben onların yalancısıyım...


Yine bahsettiğim 5kg bozuk paralarımla oldukça zengin olduğumu söyleyebilirim.
Hala bozuk paraların ne ifade ettiğini çok iyi anlamıyorum.
Evet, annem matematik öğretmeni olabilir ama bazen olmayınca olmuyor. Kaç çeşit bozuk para var bilemiyorum. Sokakta müzik yapan arkadaşlarla paylaşmayı önemsiyorum ama:)
Bira almak için önce beş dakika para hesaplamam gerekiyor.



Şu solda gördüğünüz parayı versem kurtulacağım ama öyle yaparak elde ettiğim bozuk paralar ne olacak?
Yine de 1 haftada fena yol kat etmedik;)

Odamın yolunu tuttum ve şimdi hastalığımı iyice hissediyorum.
Biraz dinlenmeliyim... Bu hastalığı atlattıktan sonra Manchester'ın havasına alışmış olacağım diye umuyorum.

Bu arada Sayın Nilay Kaya'ya şu an "Beatles" dinlediğimi iletmek isterim;) 
Şaka şaka "Puggy" dinliyorum. Adamlar İstanbul'a geliyormuş yaaa...
Neyse Robbie Williams konsere gelecekmiş... Manchester'a... Gider miyim, giderim ya!

Bugün benden bu kadar, pilim bitti.

Sizi seviyorum!

4 yorum:

  1. Geçmiş olsun yahu. Her hastalık atlatışında Amazon'luğun da perçinleniyor, eferin. Beatles'dan da bir kop, ona eferin yok hehe. Mançesta ruhu Joy Division ve muadilleriyle zuhur eder. Öperinkkk.

    YanıtlaSil
  2. Ah canım ya orada da buldu grip, geçmiş olsunn:( İzmir'e geldik bugün, özgür internete kavuştuk diyebilirim, rahat rahat geziniyorum şu anda blogunda:) Umarım daha iyisindir, öpüyoruzzz!!!!

    YanıtlaSil